karibu yani hoş geldiniz

Hoş geldiniz misafire söylediğimiz söz. Mutluluk içeren bir karşılama. Bu güzel karşılama aile sıcaklığında bir geziyle birleşince ortaya çıkan ise www.karibu.com.tr oluyor. Karibu'nun ortaya çıkmasını sağlayansa Gözde ve Ensar. Onlar arkadaşlarım ve iki gezgin. Kendisi gezmeyen veya gezmeyi sevmeyen bir kişinin yapacağı iş değil onlarınki. Her alanda olduğu gibi yapılan işi güzel kılan, o işe karşı duyulan sevgi. Gözde ve Ensar'ın dinlenmeye değer güzel bir yola çıkış hikayeleri var. Geçtiğimiz aylarda onların Çorum'a düzenlediği gastronomi ve kültür turuna katıldım. Bu tarz bir tur benim hayatımda bir ilkti. Açıkçası ilk duyduğumda Çorum'da böyle bir geziyi düzenlemeye değecek ne var ki diye düşünmekten kendimi alamadım. Sonrasında onların oluşturduğu gezi programına bakınca ve yakın zamanda kendime pek zaman ayırmadığım gerçeğini düşününce geziye katılmaya karar verdim.Doğrusu iyi ki öyle yapmışım.

Gece Bursa'dan tur otobüsüne binidik.Yaklaşık 20 kişiydik. Tur arkadaşlarımla tanıştım ve 10 dakika sonra sanırım tek hatırladığım Ensar'ın adıydı :) Sonrasında otobüste uyuyabilme yeteneğimi eşimin omuzunda uyuyarak kullandım. Bu üniversite yıllarında geliştirdiğim bir yetenek ve eşim sahip olamadığı için biraz kıskanıyor. Sabah 5 civarı Sivrihisar yakınlarında bir mola verdik. Molada lezzetli bamya çorbası, nefis su böreği ve ballı gözleme yedik. O saatte hiçbirimiz aç değildik ve herkes yiyeceklerin tadından dolayı tabağındakini bitirdi. Tekrar yola koyulduk. Gün doğumunu telaşsız bir şekilde camın dışında akan manzaraları seyrederek yaşadık. En son ne zaman gün doğumunu gördüğümü hatırlamaya çalıştım ve hatırlayamadım. Tatil için yolda olmak bile güzeldi.

Sabah güzel bir yerde açık büfe kahvaltı yaptık. Herkesin tabağına aldıkları farklıydı. Aşağıda benim kahvaltı seçimim var.

Sonrasında Yazılıkaya'ya gittik.Tur rehberimiz bize kayalara kazınmış geçmişi, Hitit'lerin hayatını anlattı.Doğrusunu söylemek gerekirse tek başına gididip o tarihi eserlere boş boş bakıp arkasındaki hikayeleri anlayamamaktansa, bir rehberin size anlatması, aklınıza takılan sorulara cevap vermesi ve bunun arkadaşça, sıcak bir ortamda olması çok daha iyiymiş. Bu iki durum arasındaki farkı Çorum gezisinde çok iyi anladım.

Gezide çokça fotoğraf çektim ama hepsini burada paylaşmam olası değil. O nedenle daha fazla fotoğrafa bakmak isteyenler buradan bakabilirler. Ben blog yazımda ilginç bulduğum şeylere değinmek istiyorum.

Hititler 4000 yıl önce bu topraklarda yaşamışlar ve Mısırlılar ile iyi ilişkileri varmış. Aşağıdaki yeşil taş bir Msır kraliçesi tarafından Hititliler'e hediye edilmiş. Anlatıldığına göre Hititliler'in dilek diledikleri bir taş haline gelmiş.Üzerinde yaşadığımız bu Dünya'da barışın egemen olmasını diledim.Biz insanlara rağmen gerçekleşme olasılığı ne kadar bilinmez ama ben gene de diledim :)

Hititlerin Mısırlılar ile iyi ilişkileri olduğunu ve iki toplum arasındaki kültür alışverişini anlamak için aşağıdaki fotoğrafa bakmak bile yetiyor.

Aşağıdaki fotoğrafta ise Ensar ve tur rehberlerimizden biri var.

Hititlerin 180 civarında farklı ekmeği varmış. Bu durum beni şaşırttı. Temizliğe çok önem veriyorlarmış ve ellerini yıkamadan ekmek yapmanın cezası ölümmüş. Bu benim "vay beee" dediğim yer oldu. Müzelerde denk geldiğim bazı kaplar ise beni şaşırtmaya devam etti. Bunlardan birkaçı aşağıda.

İki üstteki fotoğraftaki kolyede nazar boncuğu var. Buradan ne kadar eski bir gelenek olduğunu anlayabilirsiniz. Yukarıdaki fotoğrafta ise gözyaşı şişeleri var. Bu şişeler ne işe yarar diye düşünenlere açıklayayım. Eşleri savaşa giden bayanlar eşlerinin yokluklarında özlem kaynaklı gözyaşlarını bu şişelerde biriktirirlermiş. Şişelerin kimisi büyük, kimisi küçük. Bunun nedeni ise zengin bayanlar daha büyük şişeler alıp bu şişelerde kendilerinin değil yanında çalışanlarının göz yaşlarını biriktirirlermiş :)

Çorumun bir ilçesi olan İskilip'e gittik.

İskilip çok güzel bir ilçeydi. Sanki zaman durmuştu orada. Büyük şehirin telaşlı hayatından gelen bizler için ilaç gibi geldi diyebilirim. Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu bakın İskilip'i nasıl anlatmış eşine.

İskilip'in meşhur bir dolması var. Merak edenler buradan göz atabilirler.

Ensar İskilipli bir ustasının fotoğrafını çekiyor.

İskilipte dolmamızı yedikten sonra Çorum'a geri döndük. Akşam bizi Katipler Konağı'nda güzel bir akşam yemeği bekliyordu. Öğlen yemeğini fazla kaçırmış olan bizler, akşam acıkmayı bekleyerek konağa gittik. Nasıl güzel bir sofra vardı anlatamam. Sıcak bir karşılama ve sohbet, özenli bir sunum ve lezzetli yemekler vardı. İçimden kaç kez "keşke daha aç olsaydım" diye geçirdim bilmiyorum çünkü çok güzel yemekler vardı ama midemde yer yoktu :( Daha önce bir gastronomi turuna katılmamış olmanın verdiği amatörlük diyelim :) İşte size konaktan ve yediklerimizden birkaç fotoğraf.

Bu yazıyı yazmak epey bir zamanımı aldı. Üç günlük bir geziye bunca çok şey sığmış olmasına inanamadım. Anlatacak çok şey olmasına rağmen, hepsini burada bir yazıya sığdırmanın olası olmadığını şimdi çok daha iyi anlıyorum. Anılarım arasına bu güzel geziyi eklememe yol açan Gözde ve Ensar'a çok teşekkürler. Aile sıcaklığında bir gezi oldu benim için. Daha önce tanımadığım kişilerle böyle bir gezi yapmanın olası olduğunu düşünmemiştim. Bu ortamın mimarı Karibu ve sloganı "Gezmek Yaşamaktır". Düşününce ve yaşayınca ne kadar anlamlı geldi bu cümle bana.

Hoşçakalın ;)