küçük şeyler

Hayatta küçük şeyler büyük güven yıkımı yaratabiliyor. Nasıl mı ?

Yaklaşık bir haftadır pencerelerin içinin tozunu alayım istiyorum. Oydu, buydu, dur şunu yapayım sonra derken akşam oluyor ve ben bu işi gün ışığında yapmayı sevdiğim için ertesi güne bırakıyorum. Bu konu her aklıma geldikçe can sıkıyor. Tozu alacaktım ama yapamadım diyorum ve bir miktar suçluluk basıyor. Oysa kaç günün iş planının içine onu eklemiştim ama bir türlü gerçekleştiremedim. Bir diğer konu ise yaklaşık 6 ay önce aktardan aldığım Epsom tuzu ile kendime ayak banyosu yapmak. Böylece hem cilt yolu le magnezyum almış olacağım ve hem de bu ayak banyosu sonrası çatlayan topuğuma yağlı bir krem süreceğim. Bu arada şu cilt kuruluğu konusunda hala araştırmalarım devam ediyor ve çözümünü bulacağım :) Neyse konumuza dönelim. Ben her çorap giyip çıkardığımda, çorabım topuğuma takılarak çıkıyor ve “of, şu tuz banyosunu yapamadım” diye bir pişmanlık ta oradan geliyor. Bu pişmanlığın ardından, tüm isteyip te yapamadıklarım aklımda geçit töteni yapıyorlar. Oyunda kaybeden kişi olarak “puf” deyip kafamda konuyu değiştiriyorum. Çalışma masamdaki küçük not kağıtlarına yazdıklarımdan biri olan limon+karbonat uygulamasını dişime uygulamayı 2-3 haftadır istiyorum ve bir türlü sıra ona gelmedi. Tüm bu saydıklarım küçük şeyler ama insan üzerinde yarattıkları etkiler bir araya gelince büyük oluyor. İnsan kendini hiçbir şeye yetemeyen, yani yetersiz biri olarak nitelendiriyor. Yavaş yavaş bir özgüven yıkımı oluşuyor. Bu süreç yıllar içinde yavaş yavaş ortaya çıktığı için çoğumuz farkında bile değiliz. Çoğu şeyi yapamayacağımıza inanıyoruz, hayatı şekillendirenin biz değil, bizim dışımızdaki güçler olduğuna inanıyoruz. Öyle ya insan ayağına bir krem sürüp, toz bile alamıyorsa, hayatını nasıl şekillendirebilir ki ?

Bugün, kenarda durup beni psikolojik yıkıma uğratan bu isteklerimin hepsini gerçekleştirdim. Henüz tuz banyosunu yapamasam da en azından topuğuma krem sürdüm, toz aldım, dişime limon+karbonat uygulaması yaptım. Ve hatta mutfak sandalyesinin yerinden çıkan ahşap parçasını bile yapıştırdım. Kendimi bir savaş kazanmışçasına mutlu ve huzurlu hissediyorum.

İnsanın kendine verdiği küçük sözleri tutamaması, düzenli bir iç huzursuzluğu yaratıyor. Bu huzursuzluk, hedeflenen ideal dengeyi bozuyor. Farkındalık ise değişimin başlangıç noktası. O minik şeylerin benim üzerimde yarattığı etkiyi farkettim ve süreci değiştirdim. Bir daha hiç tekrarlamaz mı ? Tabi ki tekrarlayabilir ama şu anki bakış açım, onları daha kısa sürede listeden çıkarmak yönünde olduğu için negatif etki sürelerini azaltacağıma inanıyorum.

Sizin tamamlanamayan listenizdekiler neler :)

demet-argun-deniz-yildizi-bursa.jpg

Not: Blog yazılarımı düzenli takip etmek isterseniz aşağıdan e-posta adresinizle kayıt yaptırabilirsiniz.

Subscribe to our mailing list

* indicates required