Nostradamus'u anladım

Bir kahin olmak ilginç birşey olmalı. Hep ilgimi çeken bir alan oldu. Acaba geleceği görebilmek nasıl birşeydir diye düşünmüşlüğüm var. Ama bende en çok hayal kırıklığı oluşturan bölümü, Nostradamus’un kendi karısının öleceğini görmesine karşın, süreci değiştirememiş olması. Yani eğer değiştiremeyeceksek, onu görebilmek pek bir işe yaramıyor değil mi ? Şu sıralarda Nostradamus’u anlamaya başladım. Çevremdeki bazı kişilerin, hayatlarının ilerleyen yıllarının nasıl şekillenebileceğini görebilmeme, onlara bu konularda kendi düşüncelerimi söylememe karşın, değişen birşey olmadı. Neden ? Çünkü insan olarak, yeryüzünde değiştirebileceğimiz tek kişi kendimiziz. Başka hiçbir insanın hayatını değiştirme ve şekillendirme gücümüz yok. Buna özgür irade deniyor. Peki başka kişilerin hayatını değiştirebilme gücümüz yoksa, neden Dünya’daki bütün insanlar 7/24 başka insanların hayatını değiştirmeye çalışıyor ? Aile, okul, iş, partiler, gruplar sürekli bu değişim için uğraşıyor. Ama o değişimin gerçekten olmasını sağlamak için karşıdaki kişinin, o değişimi istemesi gerekli. İstemedikten sonra hiçbir şey değişmez. Peki bu durumda Nostradamus’un eşi ölmek mi istedi acaba ? Belki. Şöyle bir bakınca, çevrede yavaş yollu ölümü seçmiş epey kişiyi görüyorum ben :) Belki de farkında olmadan, kendi hayatlarında mutsuz oldukları alanları değiştiremeyeceklerine inandıkları için bu yolu seçiyorlar. Oysa kendi hayatlarındaki mutsuz oldukları alanları değiştirebilecek tek kişi kendileri ve sanırım bunu bilmiyorlar. Onlar, hayatın getirdiklerinin veya başka insanların kurbanı olduklarını düşünüyorlar. Bu düşünce insanı birşey yapmamaya ya da birşeyleri değiştirmemeye itiyor. Bu durumda hiç çaba harcamanıza gerek yok ve şikayet etseniz yeter yani. Şikayet ettiğiniz için süreç değişiyor mu ? Hayır. Dile getirdiğiniz için rahatladığınızı sanıyorsunuz ama aynı hikayeyi bir kez daha söylediğiniz için hikayenizin gerçekliğine biraz daha inanıyor ve değişimden bir adım daha uzaklaşıyorsunuz. Üç yıl kadar önce otoimmün bir hastalık yaşadığımda, gittiğim birkaç doktorun söylediği cümle şuydu. “Bu hastalığı kabullen ve bunla birlikte yaşamayı öğren. Bunlar ömür boyu kullanman gereken ilaçlar.” Şok oldum. Neden hastalığı kabullenip onunla birlikte yaşamayı öğreniyorum ki ? Evde ampül patlasa, ampülü değiştirmek yerine karanlıkta yaşamayı mı öğrenirim yoksa ampülü mü değiştiririm ? Tabi ki ampülü değiştiririm. Ve öyle yaptım :) Biraz zamanımı aldı ama ampülü değiştirdim. Bu yaklaşım insana umut değil, umutsuzluk aşılıyor ve değişimin önünü tıkıyor. Çoğu kişinin hareket eden ölüler gibi yaşıyor olması rastlantı değil bence. Bu sadece sağlık sorunları ile ilgili değil, genel olarak hayatın daha iyi bir versiyonu olamayacağına dair inanç hayatın her alanında var ve insanları umutsuzluğa yönlendiriyor. Hayatta bir sorun varsa, çözümü de vardır. Ama biz enerjimizi çözümü bulmak yerine, sorundan şikayet ederek harcarsak, çözüme odaklanmazsak, değişim ve gelişim olamaz. Yani geleceği görüp görmemek değil, ne isteyip ne istemediğimize karar vermemiz daha değerli. Sonuçta hepimiz kendi hayatlarımızın Nostradamus’uyuz ve sadece kendi hayatımız üzerinde kontrolümüz var, başka kimsenin değil.

Fotoğraf sevgili eşim Aykut Güngör’den.

Fotoğraf sevgili eşim Aykut Güngör’den.

Not: Blog yazılarımı düzenli takip etmek isterseniz aşağıdan e-posta adresinizle kayıt yaptırabilirsiniz.

Subscribe to our mailing list

* indicates required